Tahammülsüzlük

Ne yazık ki toplum olarak düşüncesiz davranıyoruz. Bunu düzeltme yolunda da pek bir şey yapmıyoruz.

Örneğin; çöplerimizi çöp kutusuna değil de denizlere, plajlara, İstanbul Boğazına, Haliç’e atmak daha hoş geliyor. Pislik içinde, doğaya zararlı bir varlık olarak yaşıyoruz.

Çok zor çünkü çöp kutusuna çöpümüzü atmak.
Hatta o kadar zorlaştı ki her gün gelen çöp kamyonu için bile apartmandan aşağı inmeden camdan çöp kamyonuna isabet almaya çalışanları görüyoruz.

Hatta bir amcanın kafasına doğru havadan süzülerek gelen çöp poşetini görmeyen amcamız ” aman yarabbi gökten bir şey geliyor” nidasıyla kendini kaçar buluyor.

Velhasıl saygısız davranıyoruz. Gençlere ve çocuklara baktığımızda da bunu görmek çok zor değil. Herhangi bir okulun çıkışına denk gelmeniz yeterli.

Yolda, kafelerde, kız-erkek fark etmez artık ana-avrat sövüyoruz birbirlerimize. Halkın içinde ve normalmiş gibi devam ediyor bu durum saygısızca.

Son ses müzik açıp komşuları gece-gündüz rahatsız ediyoruz. Hasta mı, cenazesi var mı? Gerek yok düşünmeye!

Utanmaz arlanmaz bir toplum olma yolunda ilerliyoruz.

Birbirinizin arkasından konuşup, sürekli yeriyoruz. Karşı karşıya gelince de inanılmaz derecede dönüp en iyi arkadaş gibi davranıyoruz. (180 derece az geliyor)

Kadınlara saygı diye bir şey zaten kalmadı. Metrobüs – otobüs-minibüs  ben erkek olarak zor bindiğim toplu ulaşım araçlarında sizlere sonsuz dolu saygılar..

Yolda birbirine baktı diye kavgaya tutuşanlar, trafikte birbirini yiyenler..

Siyaset yapıp birbiriyle kavga edenler.. Konuşmayanlar.

Bir pazarlık sırasında “Acaba dolandırılıyor muyum?” diye birden fazla yerlerde sorgulama yapıyorsunuz.

Taksiye bindiğinizde bilmediğiniz yere gittiğinizde  “Acaba dolaştırıyor mu” diye düşünmeye başlıyorsunuz.

Pazara gittiğinizde pazarcı “Ön tarafta güzel taze meyveler varken poşete arkadan çürük meyveleri koyar mı?” diye düşünüyorsunuz.

Doktor ameliyat dediğinde “Acaba para kazanmak için mi böyle dediler?” diye 4-5 doktora daha gözüküyorsunuz.

İnsanlara güven eskiden de bu kadar az mıydı acaba?

Nerede?

Nerede “ulan kızı takip ediyormuş hissiyatı vermemek için hızlıca öne geçmeye çalışıp” yanlış anlaşılmamaya çalışmak.

Nerede bir ortamda küfür ederken “aramızda kadın var mı” diye bakıp ona göre küfür edenler.. ( Ki küfür etme ayrı konu terbiyesiz 🙂 )

Nerede yardım için koşturanlar?

Birbirine destek olmaya çalışanlar?

Gülümseyenler, tebessüm edenler?

Dostunun acısıyla kahrolup ağlayanlar nerede?

Nerede güvenilir insanlar?

Nerede lan bu toplum, nasıl bu hale geliyoruz?

Bozuluyoruz.

Nasıl bozulduysa toplum, normalde olması gereken bir davranışa bile şaşırıyorsunuz. Arkasında bir şeyler arıyorsunuz..

Nasıl bu düzgün davranışı yapabilir dercesine..

Kendimize gelebiliriz..

Ne kadar tahammül sınırlarımızı zorlasa da bu şehir başka gidecek yerimiz yok ! (varsa zaten gidiyorsunuz)
Bizi düzeltecek olan yine bizleriz.
Herkes kendi çevresini düzeltmeye çalışabilir.

Başta aileler, arkadaş çevresi ve en önemlisi saygıdeğer öğretmenlerimiz..

Tebessümle..

Gülümseyerek daha güzel bir dünyayı hep beraber inşa edebiliriz. Ama gülerken boğulmayın 🙂

https://twitter.com/bbcturkce/status/1040139833992204288

Saygılar..

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir